Hizmetlerimiz

Oral Diagnoz ve Radyoloji
Oops, an error occurred! Code: 201812160608389f8ba65e

"Oral Diagnoz" kelime anlamı olarak "Ağız içi teşhiş" anlamına gelmektedir. Başarılı bir ağız içi tedavi, ancak doğru teşhis konulabilmesi ile mümkün olmamaktadır. Oral Diagnoz, diş hekimliğinde ağız içi ve ağız dışındaki tüm problemleri belirleyerek, aralarındaki ilişkiyi tespit etmek için bilimsel bilgilerin kullanılmasına ve varılan sonuçlar doğrultusunda doğru tedavilerin yapılabilmesine yardımcı olmaktadır. İyi bir oral diagnoz, ağız dışı muayene, ağız içi muayene ve radyolojik muayene ile yapılmaktadır.
Ağız dışı muayenede, ağız ve çevresindeki dokuları (yüz, çeneler, çene eklemi, dudaklar, burun, boyun, çene ucu v.s.) kapsamaktadır. Bunun yanı sıra ağız içi muayenede dişler, sistematik bir sırayla incelenmektedir. Dişeti çekilmesi, plak, diş taşı birikimi, fistül varlığı, mobilite, çürük, uyumsuz restorasyonlar, çapraşıklık, renk, sayı ve şekil bozuklukları açısından değerlendirilmektedir. Dişlerin tek tek muayenesinin ardından, hastalar kapanış ve çenelerin birbirleriyle olan ilişkileri açısından da muayene edilmektedir. Tüm dişler ve ağız içi dokular değerlendirilerek henüz şikayet olmayan dişlerle ilgili müdahaleler gerekiyorsa, bilgilendirmek gerekmektedir. Henüz derin olmayan diş çürükleri rahatsızlık vermiyor olabilir ancak ilerlediği durumlarda rahatsızlık nedeni olabilmektedir. Ya da henüz başlangıç aşamasındaki dişeti hastalığı konusunda bilgi sahibi olunursa ileriye yönelik olarak dişeti çekilmeleri ve diş kayıpları engellenebilmektedir.
Oral diagnoz sadece diş hekimliği değil, sistemik hastalıklar açısından da çok önem taşımaktadır. Sistemik hastalıklar Oral Diagnozda mutlaka hastalara sorulmalıdır. Örnek olarak diabetes mellitus , kalp hastalığı, hipertansiyon , damar Sertliği , hormonal rahatsızlıkların tümü ve bu hastalıklar ile ilgili hastanın kullandığı ilaçlar diş hekimliğinde tedavi planlamasını değiştirebilir. Örnek olarak diabetes mellitus, kalp hastalığı ve damar sertliğinde kullanılan ilaçlar kanama pıhtılaşma zamanını etkileyebildiği için cerrahi girişimler ve implant uygulamalarında çok dikkatli olunması gerekmektedir. Ayrıca ağız içi ve ağız dışı bazı bulgular bazı sistemik hastalıkların habercisi yada belirtisi olabilmektedir.
Genel sağlık durumunuz genel tıp bilimlerini ilgilendiren sağlık sorunları, sürekli kullandığınız ilaçlar, alerji durumunuz diş hekiminizin kullanacağı ilaç ve müdahaleyi değiştirebilir. Bu nedenle Oral Diagnoz bölümünde detaylı bir hasta hikayesi olan anamnez alınmakta ve girişimlerde hastalar tarafından verilen bu bilgiler doğrultusunda tedavi yönlendirilmektedir. Örneğin alerjik bir bünyeniz var ise anestezi yapılmadan önce test yaptırmanız gerekebilmektedir. Ya da kanı sulandırmak amacıyla coumadin, plavix veya aspirin gibi ilaçlar kullanılıyorsa kontrolde olduğunuz hekiminize danışarak müdahale öncesi ilacı kullanmaya ara vermek gerekebilmektedir.
Bunların yanısıra Oral Diagnoz bölümünde tedaviden beklentileriniz değerlendirilmektedir. Eğer diş hekimine başvurma nedeni estetik olarak daha güzel dişlere sahip olmak ise tedaviden nasıl bir sonuç beklediği çok iyi ifade edilmelidir. Bu durumda hekiminiz de beklentilerinizin uygulanabilirliği konusunda sizi daha rahat bilgilendirebilecektir. Dişhekimliğinde kullanılan en önemli yardımcı tanı yöntemlerinden biri radyolojik muayenedir. Dişkekimliği radyolojisi pratiğinde kullanılan radyografiler ağız içi ve ağız dışı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Ağız içi radyografiler birçok dişhekimi tarafından rutin olarak kullanılan periapikal radyografileri kapsamaktadır. Periapikal radyografi ile bir veya birkaç diş ve çevre dokuları ile dişlerin etrafındaki alveol kemiği izlenebilmektedir. Diş çürüğü, diş kökü enfeksiyonu, periodontal kemik kayıpları, sekonder çürükler vb. periapikal radyografi ile görüntülenebilmektedir.
Ağız dışı radyografiler ise sadece bir veya birkaç dişin değil bütün dişlerin ve alt ve üst çenelerin tamamının izlenmesinin istendiği durumlarda kullanılmaktadır. Ağız dışı radyografilere örnek panoramik, lateral ve anteroposterior sefalometrik radyografilerdir. Lateral sefalometrik radyografilerle diş ve çene bozuklukları tespit edilebilmekte, ortodontik tedavi planlamasında gerekli çizimler ve ölçümler bu radyografiler üzerinde yapılabilmektedir. Panoramik radyografilerle ise çene kemiği ve bütün dişler bir arada izlenebilmekte, kist tümor gibi patalojik oluşumlar, mandibuler kanal, maksiller sinüs gibi anatomik oluşumlar geniş boyutlu olarak görülebilmektedir.
Panaromik radyografiler, ağızdaki mevcut dişlerin tamamını, gömük dişleri, dişleri çevreleyen kemik dokusunu, çene kemiğinin tamamını, ağız gölgesindeki fizyolojik ve patolojik boşlukları ve eklemleri tek seferde ve aynı görüntü içerisinde incelemeye olanak sağlayan bir ağız dışı görüntüleme tekniğidir. Özellikle kontrol amaçlı genel ağız muayenesinde, gömük diş çekimi, rezeksiyon, ufak kistler veya az sayıda implant uygulanması gibi basit cerrahi işlemlerde kullanılır. Tüm dişlerin tek seferde görüntülenmesi, seri periapikal çekimlere oranla hastanın daha az radyasyona maruz kalmasını sağlarken, hekime de genel bir değerlendirme yapabilme şansı tanır.
Panaromik radyografilerde tespit edilen şüpheli durumlar hakkında daha detaylı görüntü alınması amacıyla kullanılan, sadece birbirine komşu birkaç dişin ve bu dişleri çevreleyen kemik dokusunun görüntülenebildiği bir ağız içi görüntüleme tekniğidir. Detay olarak panaromik radyografilere oranla daha üstündür.
Geçmiş yıllarda kullanılan negatifli radyografi teknikleri, gerek banyo aşamasındaki zaman kaybı, gerekse kullanılan banyo solüsyonunun içerisindeki kimyasallar ve röntgen filminin içerdiği kurşunun çevreye zarar vermesi gibi birçok dezavantajlar içermekteydi. Ayrıca bu teknikte filmler kolaylıkla zarar görebilmekteydi. Günümüzde gerek panaromik, gerekse periapikal röntgen filmlerinin yerini dijital sensörler almıştır. Bu sayede çekilen röntgene ait görüntüler anında bilgisayar ekranında görülebilmekteyken, aynı zamanda bu görüntüler üzerinde istenen renk ayarları, büyültme-küçültme işlemleri ve ölçümler yapılabilmektedir. Bu teknikte hastanın maruz kaldığı radyasyon oranı da ciddi ölçüde azalmıştır. Ayrıca görüntülerin bilgisayar ortamında hasta dosyasında saklanabilmesi veya gerekli durumlarda internet ortamından paylaşılabilmesi de önemli bir avantajdır. Bunların dışında günümüzde diş hekimliğine yönelik dijital dental volumetrik tomografi (DVT) cihazlarının geliştirilmesi panoramik radyografilerin yetersizliklerini yüksek ölçüde gidermiş ve çenelere ait patolojilerin saptanmasında, implant uygulaması öncesi daha uygun bir planlama yapılmasında ayrıca ortognatik cerrahi öncesi planlama ve modelleme yapılabilmesinde güvenle kullanılmaktadır.
Panaromik röntgen, çene ve dişlerde gözle görülemeyen çürük, kist ve tümör gibi oluşumların teşhisinde gereklidir. Tedavi planlamasının daha hızlı ve eksiksiz biçimde yapılmasına yardımcı röntgen filmleridir. Çene ve dişlerle ilgili operasyonlardan önce hekimin görmesi gereken bir röntgendir. Çünkü bu röntgenler tedavi uygulanacak alanı geniş bir şekilde gösterir ve operasyonun başarısını arttırır.
Panaromik röntgen bir çok diş çürüğü, çenelerdeki kistik ve tümoral oluşumlarla ilgili erken teşhis olanağı sağlar. Tüm dişlerin görüntüsü tek bir röntgen üzerinde görülebilir. Tüm dişlerin görüntüsünün alınmasıyla erken teşhis ve tedavi olanağı sağlar. Bu sayede hem zamandan hem de tedavi maliyetlerinden tasarruf sağlanır. Standart olarak alınan panoramik radyografi sağ ve sol ısırma radyografileri, tespit edilemeyen ara yüz çürükleri, kronik lezyonlar, gömük dişler, periodontal dokulardaki sorunlar (kemik yıkımları), çene kemiklerindeki oluşumlar, taşkın dolgular, çocuklarda ise bunlara ek olarak daimi dişlerin konumu, köklerin oluşumu ve süt dişi köklerinin rezorbsiyonu hakkında bilgi verir. Özellikle travma geçiren dişlerde o anda ve belirli aralıklarla alınan periapikal radyografiler, dişin, kökün ve çevresinin durumu konusunda rehber görevi görür. Ayrıca 40 yaş üstündeki tüm bireylerden, şikayeti olsun olmasın panoramik röntgen çekilmesi, klinik belirti vermeyen hastalıkların ve kemik patolojilerinin belirlenmesi açısından önemlidir. Elde edilen radyolojik bulgularla da desteklenen tüm problemlerin tespitinin ardından, alternatif tedavi planları çok rahatlıkla belirlenmiş olur. Kısaca; ilk muayenede geçirilen bir yarım saat, eksiksiz bir oral diagnoza, sonrasında da başarılı ve bilinçli bir tedavi yaklaşımına yol gösterir.
Panoramik radyografiler, günümüz dişhekimliğinde daha doğru bir teşhis ve tedavi planlaması için sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak 3 boyutlu incelemelerin gerekli olduğu durumlarda, 2 boyutlu panoramik radyografiler yetersiz kalmaktadır. Konik ışın demeti kullanılarak alınan 3 Boyutlu dental tomografi görüntüleri özellikle implant uygulamaları gibi cerrahi girişimlerin hızlı bir şekilde planlanmasında büyük avantajlar sunmaktadır. 3 Boyutlu Volumetrik Tomografi (3DCT) Düşük radyasyon dozu Dental CT cihazlarında kullanılan radyasyon dozu medikal CT?lere göre çok düşüktür.Çene ve yüz bölgesinden medikal CT cihazları ile görüntü alımında yaklaşık 150 kVp-200mA?lık radyasyon dozu uygulanır, Dental CT cihazlarında ise görüntüler yaklaşık 80 kVp-5mA kullanılarak elde edilir. Görüntü magnifikasyonu 3D CT Görüntülerinde magnifikasyon bulunmamaktadır.Görüntü üzerinde ölçüm sapmaları Panoramik görüntü alımı sırasında hastanın görüntü alanından çıkması sonucu diş boylarında uzama ya da kısalmalar meydana gelebilmektedir. Böyle durumlarda kemik yüksekliği doğru bir şekilde tespit edilemez.
Panoramik üzerinde yapılan ölçümlerde görülebilen sapmalar: 3,0mm-7,5mm Periapikal üzerinde yapılan ölçümlerde görülebilen sapmalar: 1,5mm-5,5mm CT üzerinde yapılan ölçümlerde görülebilen sapmalar: 0,2mm-0,5mm Kesin değerlere sahip bir ölçüm gerekiyorsa CT görüntüsü alımında üzerinde ölçüm referansı alınabilecek bir materyalin buluduğu (top veya çubuk formunda) şablonların kullanımı önerilmektedir.
Hounsfield unit (HU) skalası, 1972 yılında ilk bilgisayarlı tomografi cihazlarının gelişimi konusunda çalışmalar yapan elektrik mühendisi Godfrey Newbold Hounsfield tarafından hazırlanmıştır. Hounsfield unit skalası radyografiler üzerindeki yoğunlukları tanımlamak üzere oluşturulmuş sayısal skaladır. Özellikle bilgisayarlı tomografi görüntüleri ile kullanılmak üzere geliştirilmiştir. HU değerlerinden özellikle implant yerleştirilecek kemik yoğunluğu yada implant çevresindeki kemik yoğunluğunun değerlendirilmesinde faydalanılmaktadır. Ayrıca kemik grafilerinin yoğunluğu da bu skala ile takip edilebilmektedir.